Bilgi Edinme Yazıları;

HİMALAYA KAYATUZU MU-ÇANKIRI KAYATUZU MU İYİ

Merhaba hocam. 

Sizin   ve Hanım Halilova  hocamın ismini  internette gördüm.

Ben Ankara'dan E. M. Himalaya tuzu hakkında şu kitabı okudum: 

Su ve Tuz Yaşamın Kaynağı  Dr. BarbaraHendel.

O himalaya tuzunu öneriyor. Kaya tuzu ile arasında çok fark varmış. 

Çankırı tuzu  hangisine daha yakındır.  Hücre içersine  girebiliyor mu.

Bana cevap verirseniz, çok sevinirim. Hanım hocamın posta adresi veya telefonunu bulamadım. Lütfen bana cevap verin.

Saygılar – E. M.

‘’HİMALAYA KRİSTALTUZ İLE KAYA TUZU ARASINDA NE FARK VARDIR?

Kristal tuz ile kaya tuzu arasındaki fark oluşturduğu mineraller açısından belki de pek önemli değildir. Asıl önemli olan oluşma biçimleridir. Kristal tuz milyonlarca yıl çokyüksek bir basınç altında kristalleşmiştir. Yüksek basınçla kristalleşen tuzlar yoğunlaşarak oldukça ince bir yapıya dönüşmüştürler. Bu ince yapısından dolayı kristal tuz kollodialdır. Yani hücre içerisine hiçbir zorlanma olmaksızın girebilmektedir.

Kristal tuz ilekaya tuzu arasındaki bu fark, taş kömürü ile elmas arasındaki farkla aynıdır.Taş kömürü ile elmas, kimyasal açıdan aynı minerallere sahiptirler. Fiziksel açıdan bakıldığı zaman elmasla taş kömürü tamamen ayrı maddelerdir. Elmas çok yüksek bir basınç altında yoğunlaşarak saydamlaşmış ve sertleşmiştir. Oysa taşkömürü herkesin bildiği gibi karadır ve saydam değildir.

Kaya tuzu ile kristal tuz arasındaki fark da böyledir. Kaya tuzu oldukça kaba bir mineral yapıya sahiptir, dolayısıyla hücreye girmesi zordur. Kaya tuzu kara, esmer, grive oldukça ender de olsa, ara sıra saydam olanlarına da rastlanır.

İki kıtanın tektonik hareketinden dolayı birbirine yüklendiği yerdeki yüksek basınç, aynı zamanda kristal tuzun oluşumuna da yardımcı olmuştur. Doğa bu işi yaparken tabiî ki insana yardımcı olacağını düşünmedi. Ama doğada olan birçok güzel tesadüf gibi, kristal tuzun oluşumunu sağlayan bu tesadüfün de, bugün insansağlığı için ne kadar önemli olduğunu bilmekteyiz. Genelde inorganik mineraller kaba molekül yapılarından dolayı, insan hücresi tarafından kullanılmaları oldukça zordur. Bu nedenle önce bu minerallerin bitkiler tarafından özümsenmesi gerekir. Kristal tuzun ince yapısından dolayı bu sorun ortadan kalkar’’.

 

Sayın E.M.

Öncelikle ilginize teşekkür ederim. Tıp doktoru, kimyacı, eczacı vd. mesleklerden olmadığımı belirtmek isterim. Jeoloji Yüksek Mühendisiyim. Size ancak jeolojik yönden bilgiler verebilirim.

Tuzlar dört şekilde bulunur. 1- Kayatuzu, 2- Deniz tuzu, 3-Göl tuzu, 4-Kaynak tuzları

1-Kayatuzları milyonlarca yıl önce mevcut tuzlu göl ortamları kayalarının jeolojik süreçleriyle (tektonizma-basınç-sıcaklık altında) oluşur.

2-Deniz, göl ve kaynak tuzları ise güncel olarak denizlerden (İzmir-Çamaltı gibi), göllerden (Tuz Gölü gibi) ya da kaynaklardan (Erzincan- Kemah, Sivas-zara, İmranlı-Kangal’da bulunan kaynak tuzlaları gibi),

Himalaya tuzu da bir kaya tuzudur. Çankırı'daki de. İkisi arasında oluşum itibariyle fark olmamaktadır. İkisi de milyonlarca yıl önce var olan göl tuzunun, yerkabuğu katmanları altında jeolojik süreçlerden geçerek tektonizma ile basınç ve sıcaklık altında oluşmuşlar, kristallenmişlerdir. Oluşumları sırasında, yani kristallenmeleri sırasında içerisine ortamdaki diğer mineraller degirebilmektedir. Bunlar demirli, limonitli, mangan, kalsiyum, magnezyumlu, potasyumlu mineraller gibi. Kayatuzu ne kadar şeffaf ve açık renkli ise içerisinde başka element karışımı yok ya da çok eser miktarlarda demektir. Kayatuzunun rengi kırmızı, sarı, siyahi kahverengi.. renklerde ise muhakkak bileşiminde başka elementler olduğu yani saf olmadığı anlaşılmaktadır.

Çankırı kayatuzu % 98-99 oranlarına Sodyum klorür (NaCl) varan saflıkta kristal kaya tuzudur. Ancak Himalaya kaya tuzu saf değildir. Sodyum klor oranı % 95-96’dır. % 2 polihalit minerali (K2Ca2Mg(SO4)4·2H2O) ile az miktarlarda 10 adet diğer mineraller vardır. Polihalit mineralinin kimyasal bileşimine bakıldığı gibi içerisinde potasyum, kalsiyum,magnezyum, sülfat olduğu görülür. Yani Himalaya kaya tuzunda bu elementler var demektir. Ayrıca demir oksit, limonit de bulunmaktadır. Pembe-kırmızı rengini içerisinde bulunan demir oksitten alır (FeO). Demir, limonit, mangan, hattaarsenik olabilir. Himalaya tuzunun mineral bileşiminde hangi elementlerin bulunduğunu, ancak analiz edilip içerisindeki elementlere bakılmasıyla anlaşılır. Himalaya kaya tuzuna kırmızı-pembe rengi veren tuza karışmış olan elementlerdir. Dolayısıyla ülkemizde çıkartılan (Çankırı, Kırşehir(Tepesidelik), Nevşehir (Tuzköy) gibi) kaya tuzları saflıkta ve daha kalitelidir. Sağlık için de daha önemli olduğu düşüncesindeyim. Himalaya kayatuzunun kırmızı sarı rengi ile görünüşü hoştur. Özellikle yaygın biçimde tuz lambaları yapılmaktadır.

2001 yılında yayımlanan ve 2013 yılında Türkçeye çevrilen Dr. Barbara Hendel ve Peter Ferrreira'nın ''SU VE TUZ'' kitabını okudum.  Himalaya Miracle'ye teşekkür edilmiş; sanırım sponsoru olabilir. Hep Himalaya tuzundan bahsedilmiş; sadece Himalaya tuzunun tedavi edici olduğu, dünyadaki diğer tüm kaya tuzlarının ise sağlık yönünden etkili olmadığı vurgulanmış. Alacaksanız Himalaya tuzu alın diyor.

Bu doğru bir bilimsel yaklaşım türü olamaz. Kaya tuzlarının oluşum mekanizmaları benzerdir. Kaldı ki Himalaya tuzunda kırmızı rengi veren demir minerallerinden limonit, belki de toksik arsenik, kadmiyum, cıva gibi elementler olabilmektedir; bilemiyoruz. Şunu sormak gerekiyor. Niçin Himalaya tuzunun kimyasal bileşimi (içindeki elementler) kitapta verilmemiş. Ve diğer dünyadaki kaya tuzları kimyasal bileşimiyle karşılaştırılmamıştır? Dr. Barbara Hendel ve Peter Ferrreira'nın kitabında,  Himalaya tuzunun tercih edilmesi yönünde, bilimsel alt yapıyı oluşturmak için hazırlanmış bir esermiş gibi bende kuşkular uyandırmaktadır. 

Himalaya Tuzunun tüketilmesinde ve piyasaya sürülmesinde;

Resmi Gazete Tarihi: 16.08.2013 Resmi Gazete Sayısı: 28737, TÜRK GIDA KODEKSİ TUZTEBLİĞİ (TEBLİĞ NO: 2013/48), 5.maddesinde sayılan;

 a) Tuz yabancı madde içermez.

b)İşlenmiş tuz rafine edilmeden veya yıkanmadan piyasaya sunulmaz.

c)Yeraltı kaynak ve deniz tuzlarında rutubet miktarı kütlece en çok % 2, diğertuzlarda % 0,5 olmak zorundadır.

ç)Yeraltı kaynak ve kaya tuzlarında kuru maddede sodyum klorür miktarı en az %97, diğer tuzlarda % 98 olmak zorundadır.

d)İşlenmiş tuzlarda asitte çözünmeyen madde miktarı, kütlece en çok % 0,5 olur.

e)İşlenmiş tuzlarda suda çözünmeyen madde miktarı, kütlece en çok % 0,5 olur.

f)Sofra tuzu ile ilgili kurallar aşağıda belirtilmiştir:

1)Homojen olur ve tane büyüklüğü; göz açıklığı 1000 µm'lik elekten tamamı, 210µm'lik elekten ise en çok % 20’lik kısmı geçecek büyüklükte olur.

2)Sofra tuzuna 25-40 mg/kg oranında potasyum iyodat katılması zorunludur. İyotiçin belirlenmiş üst limit + 3 mg/kg farklılık gösterebilir.

3)İyot tüketmemesi gereken kişiler için iyotsuz sofra tuzu üretimi yapılabilir.

g)Gıda sanayi tuzu ile ilgili kurallar aşağıda belirtilmiştir:

1)İyot eklenmesi zorunlu değildir.

2)İyot eklenmesi durumunda sofra tuzu için belirlenen özellikleri sağlar.

3)Perakende satış yerlerinde doğrudan son tüketiciye sunulamaz; ancak, tuz üretimyerleri ve gıda toptancılarında satışa sunulabilir.

ğ)Yeraltı kaynak tuzları hariç iri salamura tuzunun tane büyüklüğü, göz açıklığıen az 6000 µm'lik elekten tamamı, 2000 µm'lik elekten ise en çok %10’luk kısmıgeçecek büyüklükte olur.

h)Yeraltı kaynak tuzları hariç sofrada öğütme tuzunun tane büyüklüğü, gözaçıklığı en az 4000 µm'lik elekten tamamı, 1000 µm'lik elekten ise en çok%10’luk kısmı geçecek büyüklükte olur.

ı)Bu Tebliğ kapsamında kaynağına göre üretilen tuzlar birbirleri ilekarıştırılarak piyasaya sunulamaz.

i)Coğrafi işaretten doğan haklara aykırı olmamak koşulu ile bölgesel ve yöreseladları ile bilinen tuzlar bu adlar ile üretilebilir.

j)Yer altı kaynak tuzları sadece iri salamura tuzu, gıda sanayi tuzu ve sofradaöğütme tuzu olarak piyasaya sunulur.

MADDE 6 – (1) Bu Tebliğ kapsamında yer alanürünlerde kullanılan katkı maddeleri, 29/12/2011 tarihli ve 28157 3 üncümükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda Kodeksi Gıda KatkıMaddeleri Yönetmeliğinde yer alan hükümlere uygun olur.

MADDE 7 – (1) Bu Tebliğkapsamında yer alan ürünlerdeki bulaşanların miktarları, 29/12/2011 tarihli ve28157 3 üncü mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Gıda KodeksiBulaşanlar Yönetmeliğinde yer alan hükümlere ve belirtilen bulaşan miktarlarınauygun olur, hükümlerine uygun olup,olmadığı bilinmemektedir.

İşlenmiştuzlarda ve yeraltı kaynak tuzlarında bulaşanların miktarları

 

Arsenik

En fazla 0,5 mg/kg

Bakır

En fazla 2 mg/kg

Kurşun

En fazla 2 mg/kg

Kadmiyum

En fazla 0,5 mg/kg

Cıva

En fazla 0,1 mg/kg

 

Sağlıklı günler dileklerimle.

Dr. Eşref Atabey

Tıbbi Jeoloji Uzmanı

                   

Copyright © 2012.
Sitenin içeriğinde yer alan yazı ve resimlerin bütün hakları saklıdır. Yazı ve resimler izinsiz olarak kullanılamaz..
Siteyi en iyi İnternet Explorer 8.0 dışındaki tüm browserlarda düzgün görebilirsiniz.