Bilgi Edinme Yazıları;

YAPI BİYOLOJİSİ HAKKINDA GÖRÜŞLER

Utku Hanım                                                                     4.1.2017

Öncelikle yeniyılınızın huzur getirmesini dilerim. Yazıyı isteyerek gönderdim. Birkaç tanedaha Ek'te gönderiyorum. İki tanesi bana gelen sorulara cevap niteliğinde olanve kişisel web sayfamda bulunan yazılar. Diğer ikisi Y. Atakan'ın yazıları.Size Türkiye'de doğal radyasyon kaynakları ve tıbbi jeolojik etkileri adlıkitabımı göndermiş miydim? Yüksel Atakan'ın Radyasyon ve sağlığımız adlı kitapsizin için yararlı olabilir. Bende mevcut, isterseniz güncel adresiniziverirseniz gönderebilirim.

saygılarımla

 

Değerli Hocam,                                                           4.1.2017              

Her zamanki gibi çok düşüncelisiniz. Tümfarkındalık ve bilgilendirme eğitimlerinde, sohbetler de kulağınızı bolca çınlattı, sözünü ettiğiniz kitaplar bende yok. Bu arada “Çocuk Risk Analizi” kapsamında “Yapı Biyolojisi” konularına bu ara çok merak sardım. Doğal olarak eğer bu konuda dabeni bilgilendirme, destekleme şansınız varsa çok mutlu olurum. Malum kentsel dönüşümde yıkımlar sadece gözle görünür görünmez tozlar şeklinde olmuyor,atmosfere bir sürü tehlike saçılıyor. Radon gazı gibi…

Tekrar teşekkür ederim.

Saygılar,

Utku Önen

A Sınıfı İş Güvenlik Uzmanı

Asbest Söküm Uzmanı

Kimya Mühendisi

 

Utku Hanım                                                                     5.1.2017

Maalesef yapı biyolojisiyle ilgili elimde sağlıklı bilgi yok. Ancak benim anladığım yapı biyolojisi gerçeğini Anadolu'da kırsal kesimdekiler yaşamaktadırlar. Yapı biyolojisinden anladığım; iklim şartlarına, ortama, doğaya uygun, geleneklere bağlı,insanların ergonomik bir şekilde yaşamlarına uygun yapılar olarak anlıyorum.Eskiden toprak damlı ve kerpiç evler vardı. Şimdi çok az kaldı. Bu evlerözellikle Akdeniz bölgesi için ideal yaşam biçimiydi. Çünkü ben yaşadığımdanbiliyorum. Kışın ılık, yazın serindir. Şimdi aynı mimari, aynı yapı tarzları,aynı büyüklükte evler, işyerleri, aynı tornadan çıkmış AVM'ler, hiç mi hiçzevk vermiyor. Kaba, saba, insan olarak şehirlerdeki bu tarz yapılar içindesıkılıyoruz. Karadeniz sahilini ta Kırklareli’den Artvin-Sarp sınır kapısınakadar araştırma sırasında gördüm ki, tüm yapılar, yerleşim birimleri hepsibirbirinin aynısı, monoton, beton yığını binalardan oluşmakta. Akdeniz bölgeside keza öyle. Bodrum bir tek yöre turizmine uygun yapılardan (bir kısmı)oluşmakta. Marmaris'in, İstanbul ve Bursa'dan hiç farkı yok. Birbirininaynısı. Ne yazık ki mimarlar geleceği görerek, yerel ve geleneksel kültüredayalı, iklime göre, ortama, doğaya uygun binalar projeleri üretmek yerine,rant nerede var, çık gökyüzüne sat katları al parayı. Şehirlerde ne doğrudürüst bir park, ne açık hava meydanı, ne oturulacak yer var. Her yer kapalımekanlar, AVM'ler. Hepsi modern insanı hapseden unsurlar. Zorunlu kölelik.Mimarların yerinde olsam; Akdeniz bölgesi için her şehre ayrı, Karadeniz içinayrı, kar tutan yerlerde ayrı, soğuk, sıcağa göre ayrı mekanlarda projeleriyaparım. Yazın serin, kışın ılık binalar yapmaya çalışır, hem de yakıttantasarruf ederim.  Urfa Harran'daki eski toprak evler klima istemiyor.Gördüm ve kaldım ki gündüz serin, gece ılık oluyor. Ankara'da ikamet ettiğimsemt, Çukurambar, Söğütözü, Balgat güzergahı üzeri yerden bakılınca kaç katlıolduğu sayılamayan camlı binalardan oluşmakta. ABD'nin Manhattini gibi. Bunuanlamakta güçlük çekiyorum. Bu camlı binalar yazın güneş ışınını yansıtmakta veşehrin sokakları ve binaların sıcaklığını yaz aylarında normalden-5-10 derecefazla yapıyor. Deprem olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Deprem sırasında buaynalı binaların camlarının her biri çevreye kurşun gibi yayılacak ve bireröldürücü makine haline gelecektir. İnsanı kim düşüne ki rant varken. Kentseldönüşümde binaların yıkılması sırasında çevreye yayılan radon gazındanbahsetmektesiniz. Binaların yıkılması nedeniyle  radon gazı çıkışı önemsenmeyecekderecede olabilir. Radon gazı bilindiği gibi binaların içlerine temeldengirmektedir. Kapalı mekanlarda eğer toprakta, temelde radon gazı çıkışı varsa birikmeolabilmektedir. Havalandırma ile atmosfere karışmaktadır. Radon sorunu en önemlihalk sağlığı sorunumuz. Maalesef Türkiye radon haritası çıkartılamadı. Şehirlerve ev içi radon ölçümleri yapılarak şehirlerin radon haritaları yapılmalıydı.Tüm Avrupa ülkeleri şehirlerinin radon haritaları var, bizim ülkemizin yok. Radonla ilgili web sayfamda da olan, bir kaç yazıyı ekte gönderiyorum. Radonlailgili radyasyon ve sağlığımız kitabı ile benim radyasyon kitabında ayrıntılıbilgiler bulunmakta. Yarın radyasyon ve sağlığımız kitabını adresinize yollayacağım. Benim kitabım olan diğeri maalesef elimde kalmadı. Fotokopi isterseniz yaptırabilirim, ancak hemen olmaz. Yalnız kitap; MTA Genel Müdürlüğünde kitap satışında mevcut olmalı. İnternete www.mta.gov.tr girerseniz oradan kitap satış kısmında nasıl temin edileceği olmalı.

Selam vesaygılarımla

Eşref Atabey

 

Hocam merhabalar                                                                       8.1.2017

Kusura bakmayın dönemedim size, gerçekten çok rahatsızlandım. Hala da düzelemedim. Aydınlatıcı metniniz içinteşekkür ederim, her zamanki gibi bir bilgi makalesi olmuş. Kaynak göstermek suretiyle paylaşacağım.:)) Ofise o zamandan beri gitmiyorum kitabınız gelmişsealmıştır; oradaki arkadaşlarım ki gelmiştir. Çok teşekkür ediyorum yine benimiçin zahmet etmişsiniz. Radonun çıkışını aslında ben temelden girdiği ve binayabir biçimde hapis olduğunu düşündüğüm için ifade etmiştim. Aynı yıllarca sinensigara dumanı, bakteriler ve mikroorganizmalar gibi düşündüm. Neticede bina yıkımlarında önceden girmiş, üremiş, türemiş ya da yerleşmiş ne varsa etkisiniyitirse bile yıkımla atmosfere geçecektir. Elbette bazı literatürler deinceliyorum. Sizin yönlendirdiğiniz bölümlere ve kitaplara da bakacağım. Çokçok teşekkür eder saygı ve selamlarımı sunarım.

Bir isteğiniz olursa başımın üzerindeyeriniz var.

Utku Önen

 

Utku Hanım                                                                     8.1.2017

Çok çok geçmişolsun. Şifalar diliyorum. Düşünceleriniz için teşekkür ederim.

Yapıbiyolojisi bence 2 kategoriye ayrılmalı. 1-İnsan anatomisi-fizyolojisi gibiyapının da anatomisi-fizyolojisi, mimarı tarzı, insanlar için ergonomikliği,

2-si isemevcut yapılarda özellikle mantar, bakteri, mikroorganizma vd. üremesi vebunların sporlarının havaya karışarak sağlık riski oluşturması. Bu da sonuçta yapının anatomisine-fiziki yapısına bağlıdır. Yapı ergonomik, aydınlatılmış, güneş ışınlarını alıyorsa zaten mikroorganizma, mantar üremeyecektir. İnsanlara bağlı mikroorganizmaların etkisi hafif kalır. Bir kişi biyolojik işlerde çalışıyorsa,evine iş elbiselerini de taşıyorsa (doktor, biyolog, kasap, balıkçı,çitçi, hayvan çiftliklerinde çalışanlar vd.) temiz tutulmazsa, belki evlerdemikroorganizmalar, mikroplar türeyebilir. Evlerimizin her yerinde zaten Mitedenilen akarlar, halı bakterileri, deri bakterileri, diğer bazı bakteriler yaşamaktadır.

Sizin düşündüğünüz gibi mikroorganizmalar, neme bağlı yaşayan özellikle mantar çeşitleri ve bunların sporları havaya karışarak sağlık için riskli olabilir. Burisk derme-çatma evler, binalar için söz konusu olabilir. Modern, çok katlıbinaların ancak bodrum katları ve evlerin güneş ışığı almayan alanlarındamantar benzeri mikroorganizmalar, türeyebilir, radon gazı birikimi olabilir.Banyolarda eğer ışık almazsa; sporları tehlike saçan yeşil-mavimsi renktemantarların sardığını biliyoruz.

 

BatıKaliforniya Simi Vadisinde 1994 yılında oluşan heyelan sonucunda topraktayaşayan Coccidioides immites türü toprak mantarı toz bulutuna karışmış vevadide yaşayan insanlarda VADİ HUMMASINA yol açmıştır. Bu tür mantarlar binalarda da üreyebilir. Binalar yıkılmadan önce kontrol etmek gerekir.

 

1983 yılında Samsun Çarşamba ilçesi Kızılot köyündeki sağlık ocağında (sağlık ocağı kapatıldı) çalışan bir hekimin; köyde ve çevrede yaşayanlarda astım hastalığının yoğun olduğudur. Sebebini araştırdığında evlerde solunan havadabulunan bir tür mantar sporundan kaynaklandığını ortaya koymuştur. Özellikle Karadeniz Bölgesi gibi nemli iklimlerdeki binalarda bu tür mantar sporları riskli olabilir. Kırsal kesim-köylerde yaşayanlarda, doğrudan toprakla vehayvancılıkla meşgul olduklarından mikroorganizmalara, bakterilere, mantarlara maruziyet en fazla olan kesimdir.

Ancak binalarda üreyebilecek olan mantarların, mikroorganizmaların,1930-185 yılları arasında inşa edilen yapı malzemelerinde,  binalarda kullanılan asbestin tozu kadar riskli olacağını sanmıyorum. İki adet kitap göndermiştim.

6.1. 2017tarihinde saat 12.40'da sizin adınıza kitabını teslim alındığı bilgisiniedindim.

En kısa zamandaiyileşmeniz dileğimle

Saygılarımla

Eşref Atabey

 

Hocam Siz Nasıl bir İnsansınız....                                                          8.1.2017

İnanın saygım hürmetim size kat kat artıyor.Ne kadar şanslıyım ki sizin gibi değerli bir Bilim Adamını tanıma şerefine ulaştım.Her yazdığınız her verdiğiniz bilgi başlı başına bir makale konusu, yorumyapmam saygısızlık olur. Bana bu şerefi bahsettiğiniz için önünüzde saygı ileeğiliyorum. Esimde size saygılarını iletiyor. Hanımefendiye de hürmetler. Tekrarçok çok teşekkür ederim Hocam, saygılar.

Utku

 

Utku Hanım                                                                               8.1.2017

Değerli venazik düşünceleriniz için sağ olun, eksik olmayınız. Bildiklerim varsa onuaktarmaya çalışıyorum. Adınızın baş harflerini koyarak, eğer izniniz olursaadınız soyadınız açık ta olabilir,  sorularınızı ve size cevapolarak yazdıklarımı kişisel web sayfamdaki SORU-CEVAP kısmına koyabilirmiyim? Kişisel WEB sayfama günde  tüm dünya ülkelerinden ortalama 350-600 arasında kişi giriyor (en fazla Türkiye, Rusya, Almanya ve ABD) . Ayda ortalama 15.000 kişi. Orada farklı konularda (granit tencere sağlıklı mı? dan tutun,Kırgızistan'daki bir hanımefendinin kil yeme alışkanlığı sorusu ve cevabına kadar yazılar var). Sizin sorunuz ve cevabımı da okuyup yararlanacak mutlaka olacaktır.

Size ve eşinize selam ve saygılarımı sunarım

Eşref Atabey

 

Hocam ne demek, elbette açıkça ismimi vesoyadımı kullanabilirsiniz.

Teşekkür ederim saygılar

Utku Önen

 

Utku Hanım                                                                     8.1.2017

Yapı biyolojisiyle ilgili çalışmalar, hep sağlıklı bina inşasıyla ilgili.Benim de düşündüğüm gibi insan için ergonomik binalar yapmak. Bu ne demek;binaların ısı, ışık, nem tutma kapasitesi, havalandırması, kullanılan malzemelerdeki kimyasal katkılar, radon gazı etkisi vd. Yapı malzemelerindeasbest kullanılmaması yapı biyolojisinin unsurlarından birisidir. Ahşapmalzemede arsenik kullanılıyordu, bunun kullanılmaması vs.

Aklıma şöylebir şey geldi, yiyeceklerde son yıllarda organik diye bir şey çıktı,herkes sağlığını düşünerek organik olsun istiyor. Marketlerde organik köşeleri oluşturuldu. Organik diye çürük, bekletilmiş, buruşuk olan meyve vd. şeyleri pazarda bulunduğunu ve normalin 3 katı  satıldığını görmekteyiz. Hem organikyutturmacası olduğuna tanık oldum. İlaçsız hiçbir ürün artık meyve vermiyor.Köydeki zeytine, portakala, elmaya, incire, sebzelere vb. hepsine ilaçatılıyor. Her ortama dayanıklı bir sürü virüs, parazit, kurtçuk türedi. Halkınorganik yiyeceklere olan hassasiyetinin bazı kişilerce kötü niyetli kullanıldığını görmekteyim. Yapı biyolojisinden de bir bakıma organik yiyeceklerde olduğu gibi, bir algı bende oluşuyor. Her şeye yeni bir ad takma,algı farklılığı yaratma. Geleneksel olarak iklime uygun yöresel, sağlıklı ev inşası atalarımız yapmış, tarihte yapılmış. Hala o yapıların bazıları ayaktaduruyor.

Yıllardan bu yana da imkanı olanlar da değişik yerlerde yapmaktadırlar. Her ne kadar 1960’lı yıllardan bu yana literatürde yapı biyolojisi diye bir unsur olduğu bilinse de,halk arasında yeni adı günümüzde yapı biyolojisi diye anılmakta. Depreme dayanıklı binalarda olduğu gibi, maliyeti yüksek olacağından, yapı biyolojisidikkate alınarak sağlıklı üretilen yapılar; Türkiye halkı yaşam katmanlarına göredaha pahalı ve çoğu kesimce ulaşılması zor olacaktır. Varlıklı olmayan, ancak zengin insanlar için sağlıklı yapılar pazar payı bulabilecektir.

İş sağlığı Güvenliği açısından ben yapı biyolojisini örneğin kentsel dönüşüm sırasın dayıkılan binalardan çevreye yayılan, unsurları anlıyorum. Bunlar değişik türde mantarlar, mikroorganizmalar, gazlar vb. olabilir. Asbest tozu gibi,yıkım sırasında çalışanları ve çevredeki insanları etkiliyor olması. Sağlıklıbinalarda kullanılan malzemeler açısından iş sağlığı kuralları geri plandaolacaktır. İster biyolojik olsun ister olmasın her inşaat sırasında zaten işsağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmak zorundadır. Biyolojik bina inşasısırasında inşaatta çalışan işçiler yine inşaatın yanı başına konan kulübede, naylon kulübelerde ki bazen kulübe bile göremiyorum, kalacaksa, sağlıklı yapıinşa etmenin çalışan açısından anlamı-faydası ne olacaktır ki?

Sizde mutlaka olduğunu bildiğim aşağıda bazı yazıları yine de gönderiyorum.

Saygılarımla

Eşref Atabey

 

                   

Copyright © 2012.
Sitenin içeriğinde yer alan yazı ve resimlerin bütün hakları saklıdır. Yazı ve resimler izinsiz olarak kullanılamaz..
Siteyi en iyi İnternet Explorer 8.0 dışındaki tüm browserlarda düzgün görebilirsiniz.