TÜRKİYE’DE JEOLOJİK UNSURLAR VE HALK SAĞLIĞI (TIBBİ JEOLOJİ)

 

Dr. Eşref ATABEY

Jeoloji Yüksek Mühendisi

(Tıbbi Jeolog)

esrefatabey@gmail.com

www.esrefatabey.com.tr

 

Deprem, heyelan, sel, çığ, kaya düşmesi gibi felaketler hayatımızın birkaç saniyesinde veya bir kaç dakikasında etkili olurken, asbest, eriyonit, silis gibi mineral tozlarının solunum yoluyla alındığında olumsuz etkileri; arsenik, cıva, kurşun, kadmiyum elementleri ile radon gazının zehirleyici özelliği insan sağlığını doğumundan ölüme kadar etkileyen birer doğal afet konumundadır.

 

Ülkemiz coğrafyası ve jeolojik yapısındaki çeşitlilik dikkate alındığında, belli yöre ve bölgelerde, insanların kansere yakalanmaları, genç yaşta dişlerinin lekeli-hareli olması, iskelet yapılarının bozulması, derilerinde fiziksel değişikliklerin ortaya çıkması, boylarının cüce kalması vb. sebeplerle sağlıklarının bozulmasının temel nedenlerinin başında toprak, su ve hava yoluyla  yaşamımızı etkileyen element ve mineraller yani doğal jeolojik unsurlar ve süreçler rol oynamaktadır.

 

Ülkemizde 12 milyon kişinin asbest tozu, 500 bin kişinin eriyonit mineral tozu, 15 milyon kişinin kömür, kuvars tozu (silikozis) ve diğer mineral tozlarının, 2 milyon kişinin radon gazı, 12 milyon kişinin limitin üstünde arsenikli su ve 2 milyon kişinin florlu su, 35 milyon kişinin iyot yetersizliğinden sağlıkları olumsuz etki altında olduğu tahmin edilmektedir.

 

Sonuç olarak;

 

a-Anadolu’nun herhangi bir yerinde yaşayan insanların, konutlarının zemininde, duvarlarında kullandıkları kayaçların bileşeninde bulunan asbest ve eriyonit gibi mineral toz ve liflerinin solunum sırasında akciğerlere dolduğu ve akciğer kanserine yakalandıkları,

 

b-Kot ağartmada çalışan işçilerin ortamdaki kuvars tozlarının akciğerlerine dolması ile 1-2 yıl gibi kısa bir sürede silikozis hastalığına yakalandıkları,

 

c-Oturulan mekanların temelinden giriş yapan radon gazını solumanın kanser nedeni olduğu,

 

d-Kayaların içinden süzülerek yüzeye çıkan yer altı suyunun bünyesinde var olan arseniğin zamanla kronik hastalıklara neden olduğu,

 

e-İçme suyunda kullanılabilme limitinin üstündeki flor mineralinin dişlerde lekelenmeye, iskeletlerde deformasyona (florozise) yol açtığı,

 

f-İyot yetersizliğinin önlenebilir zeka geriliğinin temel nedeni olduğu ve çocuklarda öğrenmeyi ve okul başarısını olumsuz etkilediği,

 

g-Anadolu’da bazı yerlerde insanların kiltaşı ve toprak yeme alışkanlığı nedeninin bünyedeki demir ve çinko elementi eksikliğinden kaynaklandığı ve tüm bunların kökeninde jeolojik unsurların rolü bulunmaktadır

 

Tüm bunların incelenmesi Tıbbi Jeoloji biliminin görevidir.

 

 

 

 

TIBBI JEOLOJININ TANIMI

 

Elementlerin miktarı ya da konsantrasyonundaki bir artış, biyolojik işlevleri engelleyen  ve sonunda ölüme götüren olumsuz biyolojik etkilerin çoğalmasına neden olmaktadır. Sağlığı etkileyen tüm elementler doğada bulunmakta ve yaşayan canlılar olarak  varlığımızın temelini oluşturmaktadırlar.

 

İnsan vücuduna besinler, su ve hava yoluyla giren bu elementlerin çoğu küçük dozlarda bitki, hayvan ve insan sağlığı için gereklidir. Besin zinciri yoluyla ve ayrıca  atmosferdeki toz ve gazların solunmasıyla birlikte jeoloji, insan sağlığı ile doğrudan ilgilidir.

 

Çevremizdeki kayaçlar, mineraller ve elementler gibi jeolojik unsurlarla depremler ve volkanlar gibi jeolojik süreçlerin insan sağlığı üzerindeki olumlu ya da olumsuz etkileri ve bu etkilerin coğrafik dağılımlarını ortaya koyan, sorunların çözümüne çareler arayan jeoloji biliminin uygulama alanına ‘’TIBBİ JEOLOJİ’’ adı verilmektedir.

 

TIBBİ JEOLOJİ İLGİLİ MESLEK GRUPLARI

 

Jeoloji Mühendisleri,

Tabipler,

Epidemiologlar,

Toksikologlar,

Diş Hekimleri,

Patologlar,

Veteriner Hekimler,

Ziraat Müh,

Ziraatçılar,

Biyologlar,

Hidrojeologlar,

Mineraloglar,

Kimyacılar,

Maden Müh.

Jeokimyacılar,

Biyojeokimyacılar,

Radyasyon Fizikçileri,

İklim Bilimcileri,

Jeomorfologlar,

Coğrafyacıları ilgilendirmektedir.

 

TIBBİ JEOLOJİNİN  KONULARI

 

iNSAN KÖKENLİ (ANTROPOJENİK) KAYNAKLARDAN MADEN ÇIKARMA VE ARITMA İŞLEMLERİ,

Fosil yakıtlar,

Jeotermal kaynaklar,

Nükleer santrallar ve etkileri,

Sanayi atıkları,

Taşıma,

Atmosfer ve kentsel ortam kirlilikleri,

İÇME SUYUNDA İNORGANİK ARSENİK,

İÇME SUYUNDA FLOR,

İYOT SORUNU

Selenyum,

DOĞAL RADYASYON KAYNAKLARI,

Radon gazı ve etkisi,

Tütünde radyoaktivite,

İNSANLARDA DEMİR VE ÇİNKO EKSİKLİĞİNE BAĞLI TOPRAK VE KİL YEME ALIŞKANLIĞI KÖKENİ,

TOPRAKTA TAŞINAN PATOJENLER VE ETKİLERİ,

MİNERAL TOZLARI

Asbest mineralleri ve etkileri,

Eriyonit minerali ve etkileri,

Silis, demir, alüminyum, manganez, talk, barit, berilyum ve kömür tozları.

DOĞAL JEOLOJİK UNSURLARDAN VOLKANİK PÜSKÜRMELER VE ETKİLERİ,

 

ARAZİ KULLANIMI PLANLAMASI VE İSKAN ALANLARINDA TIBBİ JEOLOJİNİN ÖNEMİ

 

Bir yerleşim yeri planlaması aşamasında nasıl ki sert ve yumuşak zemin özellikleri, sıvılaşma, heyelan, sel baskını, kaya düşmesi gibi kriterler dikkate alınıyorsa, yerleşime açılması düşünülen zeminlerin mineral dağılımı, yeraltısuyunun kalitesi, radyoaktivitesi de bilinmelidir. Zeminler depremsellik yönünden yerleşime uygun parametreler taşıyor olsa bile,  eğer insan sağlığını tehdit eden mineral, toz, su kirliliğine neden olan  etmenler varsa  iyileştirme tedbirleri alınmadan, sağlıklı bir ortam yaratılmadan yerleşime açılmamalıdır. Yerleşime açılması düşünülen zeminde insan sağlığını tehdit eden elementlerden uranyum, arsenik, minerallerden ise asbest, eriyonit,  silis tozları olabilir. İmara açılacak alanların mineral dağılımı yapılarak, arsenik, radon gazı, radyasyon ve iz element değerleri saptanmalı.

 

 Özellikle kanser nedeni olan asbest ve erionit içeren kayalar ile bunların alterasyonundan oluşmuş olan zeminler yerleşime açılmamalıdır. Bu gibi mevcut yerleşim birimleri de iskandan arındırılmalıdır. Bu tür yerleşime açılacak olan zeminlerin, insan sağlığını tehdit eden ve hastalıklara neden olabilecek element, mineral, zehirli gazlar vb. yönünden araştırılması ABD ve Avrupa ülkelerinde özellikle İngiltere ve İsveç’de yasal olarak uygulanmaktadır.

 

TIBBİ JEOLOJİ VE TURİZM

 

Kapadokya bölgesindeki yalnızca 3 köyde dünyadaki örneklerinden 1000 kat fazla görülen akciğer kanseri nedeni, Kapadokya yöresindeki volkanik tüf kayaları içindeki eriyonit mineral tozlarının solunması sonucunda olduğu 30-40 yıldan bu yana bilinmekte olup, bu konuda iki köyün taşınması ve bir köyün rehabilite işlemi gündemdedir. Tüm dünyaca bilinen bu olay bu yöreye gelen yerli ve yabancı turistleri duydukları zaman tedirgin etmekte ve bu yöreye ziyaret etmekten çekinmektedirler. Sanki Kapadokya'nın her yerindeki tüfler kanser yapıyormuş gibi algılanmaktadır. Bunun böyle olmadığı, Kapadokya’nın her yerinde olmadığı Atabey (2003, 2005, 2007, 2008) çalışmalarıyla ortaya konulmuştur.

 

2006 yılında Çanakkale Geyikli sahilindeki plaj kumları yüksek radyasyonlu olduğundan plaj ziyarete yasaklanmıştı. Bir sezon denize girilmedi. Yine Ayvacık-Küçükkuyu arasındaki volkanik kayalardaki uranyum cevheri ve radyasyon nedeniyle 2000 yılından bu yana bu bölgede insanlar bu alana girmekten çekiniyorlar. Bu alan kıyıya yakın ve en gözde turizm yeri. Bu doğal, kayalardan kaynaklanan radyasyondan dolayı tedirginlik yaşanmıştır.

 

Türkiye dünyada kaplıca turizminde ön sıralarda yer almaktadır. Tüm kaplıca sularımız radon gazı, karbondiyoksit, bor ve yüksek oranda arsenik içermektedir.

Türkiye'nin bir çok alanı bazı  turizm bölgeleri de içinde olmak üzere akciğer kanseri nedeni asbestli kayaların bulunduğu alanlardadır. Asbestin kanser yaptığı ve o bölgelerde bulunduğu açıklaması turizmi ne derece etkileyeceği ortadadır.

Çankırı kayatuzu mağarasında yürütülen çalışmaların bir amacı da kayatuzu mağarasını astım gibi hastalıkların tedavisine ve turizme açmaktır.

Yukarıda sayılan etkenler Tıbbi jeolojinin turizmle ilgili bir kaç örneğini göstermektedir. Bu konuda bilimsel çalışmalar yapılarak bilgilendirmeler yapılmalı ve önlemler alınmalıdır. Turizm ve tıbbi jeolojiyle ilgili başta Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı kadar, Kültür Bakanlığımız doğrudan ilgilidir. Dünyanın bir çok ülkesinde Tıbbi jeolojiyle  ilgili olarak bakanlıkların rolü büyüktür.

 

ÖNLEMLER

-Ülkemizde tesbit edilen jeolojik unsurların halk sağlığı üzerindeki etkileri dikkate alınmalıdır.

-Asbest, eriyonit, silis tozu etkisindeki yerleşim alanları mezotelyoma ve pnömokonyoza karşı rehabilite edilmelidir.

-Arsenikli ve florlu içme suları iyileştirilmelidir.

-Doğal Radyasyonlu bölgeler rehabilite edilmelidir.

-Kil ve toprak yeme alışkanlığı olan halk iyileştirilmelidir.

-Halk sağlığı için önemli olan Tıbbi jeoloji konuları ve ülkemizdeki etkileri ve önlemler bakımından İmar Yasasında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

-Konuyla ilgili gerekli doküman, bilgi ve öneriler  mevcut olup, çözüm yasal düzenlemelerden geçmektedir.

-Nevşehir ili kapsamında uygulanan 10337 sayılı  genelge hükümleri yeniden düzenlenmelidir.

-Halkın sağlığı söz konusu olduğuna göre, tüm yerleşim yeri, imar planlamalarında Tıbbi Jeoloji raporu da alınmalıdır.